'Kadın ve erkekte cinsel sorunlar ve hastalıklar'

Lezbiyenlik

Lesbiyanizm kelimesi Yunanistan’daki Lesbos adasından gelmektedir. Milattan önce 600 yıllarında orada yaşayan Sapho (Safo) adındaki kadın şair erkeksi davranışlarla, kadınlara yaklaşarak, şiirlerinde onlara erkek gibi aşk sözleri yazmış.

Yapılan araştırmalarda kadınların %5-10 civarının lezbiyen olduğu belirtilmektedir. Çeşitli sebeplerle, kendini erkek gibi hisseden veya erkekten korkan, kaçan, tiksinen kadınların birbirlerini daha iyi anlayarak bu ilişkiye girdikleri bilinmektedir. Yapılan bir başka araştırmada, evli olan lezbiyen kadınların, evli erkek homoseksüellere nazaran daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. Uzmanlar; kadınların her iki cinse de erkekten daha fazla ve kolay eğilim duyduğu, hem erkek hem kadınla da ilişki kurabildiklerini ifade etmektedirler.

Erkek tipindeki kadın lezbiyenlere genelde “sevici” denilmektedir. Bunların çoğunda klitoris daha büyüktür. Ne yazık ki; ileride doping bahsinde açıklayacağım şekilde, erkeklik hormonu alan bayan sporcuların, klitorisinin de büyüdüğü ve erkeksi hisler göstererek, kuvvetli seks duyguları içinde sevici kadın (lezbiyen) oldukları bilinen gerçektir.

Bugün birçok porno filmlerde ve resimlerde görüldüğü gibi lezbiyenlikte birçok tatmin yolu bulunmaktadır. Kadın kadına sarılmalar, öpüşmeler, göğüslerin okşanması, klitorislerin birbirine sürtülmesi, dil veya elle tahriki, yapay aletler ve erkek organlarının hatta parmağın vajinaya sokulması vs. yollarla orgazma ulaşılmaktadır.

Lezbiyenlik de çağlar boyu gizliliğini ve yaygınlığını sürdürmüş. Eski Roma’da kadınlar hamamda açıkça buluşurlarmış. Eski Cinde ise, kadınlar pembeye boyanmış yapay penis kullanırlarmış. Johann Jacop Meyer; Hindistan’daki haremlerde kadınların erkeklerle cinsel ilişki kuramaymca, suni penis takarak birbirlerini tatmin ettiklerini yazmaktadır.

Bugün birçok batı ülkesi, lezbiyenliği de normal kabul ederek, onlara evlenme hakları vermiş ve çeşitli klüpler kurarak serbest ilişkilerini sürdürme özgürlüğü tanımıştır. Buna rağmen, şeriat yasasını kabul eden veya birebir esas almasa da önemseyen (Somali vs. gibi) ülkelerde lezbiyenler “doğal olmayan davranışlarda bulunmak” suçuyla ülkelerinin Yüksek Ceza Mahkemeleri tarafından ölüm cezasına çarptırılmaktadırlar.

Homoseksüellik (eşcinsellik)

Bireyin cinsel ilgi ve isteğinin, kendisiyle aynı cinsten kişilere yönelmesidir. Eşcinsellik, biyolojik eşeyini benimsemeyen bireyin kendisini karşı cinsten olarak algıladığı “transseksüellik” gibi bir cinsel kimlik sapması değil, cinsel eş ve doyum yoluna ilişkin bir seçimdir. Homoseksüellik bilimsel anlamda insanın kendi seksinden bir kimseye karşı duyulan eğilim olmasına rağmen, günümüzde erkek erkeğe cinsel ilişkiler için kullanılmaktadır. Kadınlar arasındaki homoseksüelliğe de lezbiyenlik denmektedir.

Erkekler arasındaki homoseksüel İlişkiler konusunda, her toplumda değişik değer yargıları oluşmuştur. Bu sebeple homoseksüelliğin yaygınlığı alanında tek bir istatistik yapmak mümkün olamamıştır. Bazı yerlerde de, toplumun, karşı çıkması ve utanma açısından gizliliğini sürdürmektedir.

Tarih boyunca birçok ünlü filozof, devlet adamı ve sanatçının homoseksüel olduğu bilinmektedir. Birçok düşünür, kadınların çocuk doğurmak, erkeklerin ise sevip aşık olmak için yaratıldığını iddia edecek kadar ileriye gitmişlerdir.

Erkekleri homoseksüelliğe iten birçok fizyolojik ve psikolojik neden olduğu araştırmalar neticesi tespit edilmiştir.

1) Korku,

2) Cinsel ilişkide başarılı olamama bunaltısı,

3) Kadından kaçış,

4) Kadın bulamamak veya yaklaşamamak,

5) Yanlış yetiştirilme,

6) İçgüdüsel ve beyinle ilgili nedenler,

7) Alıştırılma,

8- Para kazanma vs. gibi nedenler sayılabilir. Genelde 10-16 yaşları arasında başladığı ifade edilmektedir. Bunların bir kısmı gizlilikle yaparken bir kısım kendini açıklamakta, bir kısmı erkeksi görünürken bir kısmı kadınsı olmaktadır.

Kinsey tarafından yapılan araştırmalarda, homoseksüelliğin en yüksek noktasının 16-30 yaşlan arasında yaşandığı, sonra gittikçe azaldığı 50-60 lı yaşlardan sonra büyük ölçüde ortadan kalktığı tespit edilmiş.

Küçüklüğümüzde, sokaktan geçerken taşlanan kadınsı davranışlı homoseksüeller, tarih içinde çeşitli ölüm cezalarına çarptırılmış ve toplum tarafından dışlanarak büyük eziyetlere maruz bırakılmıştır. Örneğin Gilles de Retz adındaki homoseksüel 1440 senesinde Paris’te yakılarak öldürülmüş. Bugün ise birçok ülke zeka ve her bakımdan normal olan homoseksüellerin cinsel tercihlerini anlayışla karşılayarak normal saymış ve onların evlenmelerine müsaade etmiştir. Tutucu ülkelerde ise, kadınla ilişkinin zor olması sebebiyle, daha çok yaygın olmasına ve rağbet bulmasına rağmen gizliliğini muhafaza etmektedir.

Dünyada gay ve lezbiyenlere her ülkede değişik açılardan bakılıyor demiştik. Hala bazı yerlerde bu tercihteki kişilere ölüm cezalan verilirken, birçok Avrupa ülkesinde ise evlenme izni ve serbestlik bazında yasal haklar tanınıyor.

Yakın zamanda İtalya’da piyasaya çıkan bir kitapta ise eşcinsel Katolik Papazlarının hayatı anlatılmış. Katolik dini eşcinselliğe karşı katı tutum sergilemesine rağmen asırlardır bu tür olaylar gizli gizli anlatılmakta. Marco Politi”in “İtiraf isimli kitabında; ismi açıklanmayan bir papazın itirafları dile getirilerek, eşcinselliğin özellikle genç din adamları arasında daha yaygın olduğu, ancak Papalığın karşıt tutumundan korktukları için çileli bir hayat yaşadıkları belirtiliyor. (28.12.2000 Hürriyet Gazetesi).

Ayrıca papaz eğitimi alan gençlerin cinsel arzularını soğutmak için penisleri üzerine soğuk mermer taşlara yatırıldıkları, rahip ve rahibeler arasında eşcinselliğin yaygın olduğu ve birbirlerinden ayrı bırakılan kadın ve erkeklerin arzularının daha da arttığı, ayrı cinsle ilişki kuramadıkları zaman, aynı cinsten birbirleriyle cinsel doyuma ulaştıkları basın ve yayın organlarında çeşitli şekilde açıklanmakta.

Türkiye açısından da bu konuda bir kargaşa mevcut, bir yandan geniş halk topluluğu eşcinselliği aykırı bir davranış şekli kabul edip uygun görmezken, erkek ve kadının ayrı yaşamaya zorlandığı bölgelerde, gizli eşcinselliğin çok fazla olduğu görüşü de hakim. Bu arada, AB ye üyelik açısından, özgürlüklere yeni kanun ve düzenlemeler getirilirken, bu konuda da özgürlük ve kimlik tanındığı gözleniyor. Birçok gay ve lezbiyen dernek ve kulüpleri kurulduğu ve bunların çoğaldığı bilinmekte.

Cinsel sapmalar

Bunlar kendi kendini tatmin olan mastürbasyon ve kadın ile erkek arasındaki cinsel ilişkilerin dışındaki sapmalardır. Evvelce sapıklık olarak nitelenen bu gibi durumlar, günümüzde hoşgörü ve cinsel tercih olarak karşılanmakta, bazı toplumlarda aşağılanmakta veya sapıklık olarak nitelendirilmektedir.

Kalp krizinden sonra cinsel ilişki

Eskiden kalp krizinden sonra cinsel ilişki tamamen yasaklanır veya en aza indirgenirdi. Bugün ise doktorların genel kanısı, cinsel ilişkinin yasaklanmaması ancak tavsiyelere dikkat edilmesi yönündedir. Cinsel ilişkiden hayat boyu el çekmek veya çektirmek daha zararlıdır.

Konu ile ilgili araştırmacı doktorların tavsiyelerini kısaca şöyle özetleyebiliriz.

• Kalp krizinden sonra ortalama 15-20 gün cinsel ilişkiye ihtiyaten ara verilmelidir.

• Cinsel ilişki sırasında, kalp atım, nefes alıp verme hızı ve kan basıncı geçici süre artmaktadır. Ancak uzmanlar bu zorlanmayı, adeta orta çaplı bir yürüyüşün veya yavaş olarak iki kat merdiven tırmanmanın getirdiği yüklenme ile bir tutmaktadırlar.

• Kalp krizi geçirenin, cinsel ilişki sırasında zorlanmaması ve korkuya kapılarak moralinin bozulmaması için, başlarda seyrek ve yavaş yapılması, kalbin sağlığına güven duygusu arttıkça yavaş yavaş arttırılması gereklidir.

• Kalbin üzerine binecek yükü azaltmak için tercihen eş veya her zamanki partnerle ilişkiye girilmelidir.

• Böylece heyecan azalarak, yerini alışkanlığın verdiği rahatlık almaktadır.

• Uykusuz, yorgun, tok ve alkollü olarak ilişkiye girilmemelidir.

• Başlangıçla en rahat ve kalbe yük bindirmeyen birleşme pozisyonları tercih edilmelidir.

• Doktor tavsiyesiyle, hafif sportif hareketlere başlandıktan sonra, kalp, solunum ve damar sisteminde meydana gelecek yararlı değişimler neticesi, kalp cinsel birleşme yükünü daha rahat taşıyacaktır.

• Göğüs ağrısı, nefes darlığı vs. gibi anormal belirtilerde ilişki o an için kesilerek, doktora danışılmalıdır.

Bazı hastalıklar cinsel ilişki arzusunu azaltırken, bazıları arttırmaktadır. Örneğin by-pas ameliyatı geçirenlerde çoğunlukla cinsel ilişki arzusu artmaktadır. Bunun sebebi, açılan damarlar nedeniyle, vücuda daha fazla kan dolaşımının sağlanması neticesi, meydana gelen canlılıktır. Bu konularda ameliyatı yapan doktorlarla konuşulmalıdır. Genelde, konunun uzmanları, nekahet dönemi atlatıldıktan sonra, hiçbir şeyde aşırıya kaçılmadan, her şeyin ölçüler içinde yapılabileceğini ve özellikle spor ve seksin önerilen şartlar altında mutlaka yapılmasını önermektedirler.

Zararlı alışkanlıkların cinsel işlevlere etkisi

Bu arada, başka etkenler ve ağır hastalıklar da cinsel birleşme ve orgazmı etkilemektedir, (vücudu ağır zaafıyete düşürecek ağır hastalık devreleri, kanser vs) Diğer taraftan zararlı alışkanlıklardan özellikle alkol alışkanlığı, kadın ve erkekte cinsel işlev bozukluklarına sebep olmaktadır. Alkol alışkanlığı erkeklerde empotans (penisin sertleşme kaybı) kadınlarda ise adet düzeni bozulması ve orgazm zorluğu yarattığı bilinmektedir. Örneğin sigara alışkanlığı da zamanla damar sertliğine sebep olacağından, bu da cinsel işlevleri ters yönde etkileyecektir. Bu konuda bir örnek olarak Avrupa Parlamentosu “Sigara erkeklerde cinsel iktidarsızlığa yol açıyor” uyarısının sigara paketleri üzerinde yer almasına karar vermiştir. İngiliz Tıp Derneğinin Başkanı. Dr. Vivienne Nathanson ise, “Erkekler ya sigarayı bırakacak, ya da yatakta bulmaca çözecek” diyerek konuya esprili bir yaklaşım getirmiştir. Uyuşturucu ve uyarıcılar ise, zaman içinde, orgazm alışkanlığını, bu maddelere bağlı kılmakta ve bu açıdan da zararlı alışkanlık yapmaktadır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <img><code> <ul> <ol> <li> <dl><b><img> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi